|
||
yaşlandık yaşlandık... ![]() |
||
|
||
| nostaljiye devam.. çocukluğumu özledim yaa ![]() |
||
|
||
| teşekkürler talia çok güzeldi.özellikle susam sokağı çok severdim.sokaktaki hakan abinin gitar çalmaya çalışması,kurabiye canavarının kütüphaneye gidip zorla kurabiye istemesi,açıkgöz,edi büdü,kırpık vs.. | ||
|
||
off galiba yaşlanmışım ![]() video yu izlemeye başlamadan önce mutlaka birine yorum yazmalıyım dedim amma... hepsini yaşadım ve hatırlıyorum.. sinek arabasının kokusuna bayılırdım, duman olurdu her taraf hususi inerdik caddeye, sonra bütün çizgi filmleri, programlar ve kara şimşek filmi, sokak oyunlarından tutun annemizin üzerimizdeki talimatları.. gerçekten akşam ezanı okununca annem balkona çıkar alkışla 'hadi eve' diye çağırır, tabi ayşegül kaçar sonra beni kovalamaya başlar v.s. sonra hatırlıyorum siyah önlük ve dantelli yakaları ama mavi önlükte giymiştim son yılımda.. of offf Allah'ım yoo yaşlanmadım (mı? )Latife bir yana da, gerçekten benim çocukluğum güzeldi.. ve yaşımı yaşamayı seviyorum.. her yaşın bir güzelliği vardır yahu.. tadını çıkarın bugünün de ![]() ![]() (tamam kıvıramadık) |
||
|
||
Yaşlandık mı yani şimdi yaaa Videolar çok güzeldi Talia, teşekkürler Bir sürü anım canlandı bak şimdi gözümün önünde
|
||
|
||
| aahh ahhh ne günlerdi herşeyiyle güzeldii tabi enn güzeli de çocuk olmaktı ve o yıllaarda çocuk olmakta bir başkaydı:) herseyin bir değeri önemi vaardı bakın yıllar gecsede hala tatlı bir tebessümle , özlemle hatırlıyoruz ... acaba biz mi daha şanslıydık yoksa bu zamanın çocukları mı şanslı? : ![]() |
||
|
||
| 2012 ye girmek üzereyken bir kez daha 80 li yılları hatırlayalım istedim.. aahh ahhh ne günlerdi ... |
||
|
||
| "Seksenlerde Çocuk Olmak" başlıklı sayfaları görünce ceddime küfretmişler gibi öfke kaplıyor içimi. Övünecek başka şeyi olmayanlar, mallamasına buldukları her tırışkadan veriyi "aman da ne günlerdi" diyerek allayıp pullayıp pazarlıyorlar 21'nci yüzyıl sanalına. Seksenlerin en ateşli döneminde doğmuş bir insan olarak şunu açıkça söyleyebilirim ki bizim dönemimiz bu ülke tarihinin en sıkıcı, en boktan dönemine denk düşüyor. Ortalığın sağcı, solcu ve konjonktür neyi gerektirirse diyenlerin arasında üçe bölündüğü dönemde dünyaya teşrif etmişim. O vakitler sağcısı da solcusu da kendilerince doğru bildikleri yolda ölümüne mücadele ediyorlarmış. Tabii ki biz o ateşli günleri göremedik, bize o günlerden geriye kallavi bir paranoya kaldı, onu gördük çok şükür. İşte 78 kuşağının gerine gerine övündüğü bazen de utanç duyduğu dönemleri bilmeyenleriz biz, benim o döneme dair hatırlayabildiğim yegâne şey sabah askerlerle birlikte açılan televizyon ve benim televizyonu devlet sanmamdı. Devlet mi? Çirkin, yaşlı, sıkıcı ve sürekli konuşan erkeklerin dünyasıydı. Ne işe yaradıkları hakkında en ufak fikrim yoktu, sadece erkekler arasında muhabbet malzemesiydiler o kadar. Yarısı şerefisizin önde gideni, diğer yarısı ise gökten inme melâike! Gizli saklı kısık sesli, aman sus kimse duymasınlı, fazla kurcalamayın başınıza iş açarsınızlara bulanmış, konuşanların bile sansürlemekten bir şey anlamadığı sohbetlerdi bunlar. Enteresan bir korku hali hakimdi ve bir o kadar da içe sindirilmiş çaresizlik. Sürekli küfredilen kaderin suçuydu her sorun ve talihsizilik bu ülkenin makus talihiydi. Bir ara değişim rüzgârları esmeye başlamıştı dünyada Berlin Duvarı yıkılmış, Varşova Paktı çökmüş ve barışçıl şarkılar yazılmaya başlanmıştı. Neredeyse dünyadan "sevelim sevilelim" nidaları yükselecekken bizde ayrılıkların tohumları filiz vermeye başlamıştı bile. İçeriği şüphe barındıran ölümler ve faili meçhul cinayetlerle daha sabiyken tanışma şerefine erişmiştik, ruhumuz geçe bırakılmadan taciz edilmişti. Renksiz televizyonun flu çocuklarıydık, hayatı oturduğumuz yerden hissetme usulü öğrendik. Üç tekerlekli bisiklette denge kurduk zannettik, pateni, kaykayı sadece televizyonda gördük. Zaten havalı olan her şey televizyonda vardı ve hayatımızın o havalı şeylerle uzaktan yakından alâkası yoktu. Fıstık ezmesi ile tahin, pekmez, tenis raketi ile zibil küreği arasında bağlantı kurmak sadece bizim nesle has bir şeydi (ya da bana, tam olarak bilemiyorum).... Zeynep Bozboğa Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap |
||