İslami Düşünce Platformu (Arsiv Ana sayfa) => Serbest Kürsü

Konu: KURANDA VE İSLAMDA EVLATLIK EDİNME

Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6

berfin 25.04.2008 20:28:55
ya lütfen sayın abdülhamit koruyucu aile ile evlat edinme meselesini birbirine karıştırmasanız....

abdulhamit 25.04.2008 20:35:18
Alıntı
Berfin
bence konuları birbirine karıstırıyorsunuz gibi geliyor... ve yorum yaparken kaynak göstermeden bana göre diye başlayan ifadeleriniz çok uç.... ben de bana göre o da ona göre herkes kendine göre hüküm versin... ortada hukuk herkese göre olsun gibi bir anlam çıktı sanki

İfadelerinizden konuları sizin anlayamadığınız ve konuları sizin karıştırdığınız gibime de geldi Kaynak mı soruyorsunuz KURANDAN DAHA İYİ KAYNAK NEREDE BULACAĞIZ

Alıntı
2. miras hukuku konusunda ise kişi gözetip kolladıgı kişiye miras bırakabilir mi??? evet bırakabilir.. ama ayette belirtildiği ölçüde.. yani üçte bir oranında... onun dısında ben malımın hepsini bağışlıyorum deme hakkına sahip değildir... yetimin korunması için bu bölüm söz konusudur.. onun dısında kalan miras varislerine aittir... bu konuda ayet kesindir.. yoruma açık bırakmamak için bütün miras payları bizzat Allah tarafından paylaştırılmıştır....

Yine konuyu tam anlamadığınıza vakıf oldum. Ben İstese demiştim üstelik ben bunu miras ile de sınırlandırmamıştım tekrar göz atınız istiyorsanız yazdıklarıma Ve ayete bakın ki MİRASTAN FAYDALANAMAZ DİYE AKSİ HÜKÜMDE YOK

Alıntı
Kafana göre miras veremezsin de ne demek ? Evet miras hak olarak önce kan bağı olan yakınlara verilir. Ama miras bırakacak olan kişi manevi evlatlığına da pay verebilir ayetlerde bunun aksi hiçbir hüküm yoktur. YANİ VEREMEZ DİYE bir hüküm yok. İstese verir istemese de vermez ve yahut daha hayatta iken bile isterse ona sadaka veya zekat hükmünde veya hiçbiri olmasın infak ile malını evlatlığına  bile verebilir . Fakire yapılan infak infak oluyorda yetime yapılan infak neden infak olmasın


abdulhamit 25.04.2008 20:38:09
Alıntı
ya lütfen sayın abdülhamit koruyucu aile ile evlat edinme meselesini birbirine karıştırmasanız....


vE LÜTFEN bERFİN ,İslam alimleri arasında ihtilaflı olan konu üzerinde düşüncelerimi zorlamayın
Eğer ben karıştırsam bile sen karıştırma emi

berfin 25.04.2008 20:39:50
bir lütfen de benden... derdimi anlatamıyorum... inş yazılanları okuyanlar anlarlar... susup kenara çekilip izlemedeyim... bakalım sonu nereye varacak....

halukgta 25.04.2008 20:41:01
  Abdülhamit Bey, ben yazımda evde birlikte oturan diğer kardeşlerle aslında din kardeşi olduğunu diğer bölümlerde söyledim ve yazdım, doğrudur orada yanlış anlaşılma olabilir eksik yazmışım. Ama ben yazımın genelini okuduğunuzda zaten özellikle anlatmak istediğim daha güzel anlaşılıyor sanırım. Peygamberimizin Hz. Ali yi evine alarak büyütmesi ve kızıyla evlendirmesi güzel bir örnektir. Hatta Zeyt de buna örnektir ki aynı evde yaşamışlardır diğer evlatlarıyla. Ayrıca evlatlık alma konusunda aynı düşündüğümüzü görmek beni mutlu etti. Evlatlıkla evlenme konusu biraz ince bir konu gerekirse onuda konuşabiliriz ama hele bu konu olgunlaşsın önce.
 Aynı evin içinde yaşama konusundaki sözleriniz çok doğrudur. Bırakın evlatlığı kendi öz çocuklarınızdan eğer birisi erkek diğeri kız ise belli bir yaştan sonra asla aynı odada yatamazlar. Bunu da hepimiz uygularız sanırım. Söylediğiniz ayrıntılara da tamamen katılırım. Önemli olan her zaman ne der rabbim, ben kalplerinizdekini bilirim. Benim anlatmak istediğim ayetler ve peygamberimizin uygulamaları bu kadar açıkken daha fazla haddimiz olmayan sözleri söylememek ve yasaklamalar koymak doğru olmayacağı kanısındayım. Kuranda Rabbim bu konuda bizlere yaşamın akışında olabilecek gelişmelerle anladığım kadarıyla bir hak, bir serbestlik bir imtihan, bir rahmet ve kolaylık vesilesi yapmış gibi geliyor bana. Böyle yapmışsa Yaradan bırakalım bizler kendi aklımızdan kural koyarak Rabbim in düzenine değişik yön vermeyelim derim. Herhalde ne demek istediğim anlaşılmıştır umarım. Rabbim in bizleri doğru yola iletmesi dilekleriyle. Halukgta

abdulhamit 25.04.2008 20:44:25
Anlamak isteyenler anlar ve anlamıştır da anlamak istemeyenleri merak ediyorum Neyde anlaşamadık ? Nerede kusurumuz var. Kuran ayetlerinde mi yoksa örf adet ve gelenekçi islam anlayışında mı ( Arapçı ) kusurumuz oldu veya konuları tam izah edemedik

abdulhamit 25.04.2008 20:49:58
Alıntı
Haluk
Ayrıca evlatlık alma konusunda aynı düşündüğümüzü görmek beni mutlu et


Evet sayın haluk bey, Evlatlıktan korkanlar ve evlat edinmek isteyenlere sakın haa bak evlatlık almanın dinde yeri yoktur deyip ahkam kesmek ne bize ne de dinimize yakışır ve aynı zamanda KURAN AYETLERİNE DE TERS DÜŞER kanaatindeyim

abdulhamit 25.04.2008 21:18:43
İslâm öncesi Arap toplumunda özellikle savaşlar ve boşama kolaylığı gibi sebeplerle dul ve yetimlerin sayısı oldukça fazlaydı. Câhiliye toplumunda yetimler horlanır ve haklarına riayet edilmezdi. Fahr-i Kâinât -sallallâhu aleyhi ve sellem- de yetim olarak büyümüş, kavminin bu konudaki tavrını yakînen görmüştü. Nitekim Allâh Teâla Habîb-i Edîbi'ne hitaben:

“O seni yetim bulup barındırmadı mı?” (ed-Duhâ 93/6) buyurarak Peygamberini yetim iken çeşitli vesilelerle koruyup muhafaza ettiğini belirtmiş:

Evet peygamber efendimiz yetim idi ve ona bakan ve barındıran önceleri dedesi ve sonraları amcası ebu talip onu evine alıp bir evlat gibi yetiştirmiş ve büyütmüştür ta ki evlenenceye kadar.
Peygamber efendimizde bu iyiliği unutmamış vefa borcu olarak o da ebu talibib oğlu olan ve aynı zamanda amcasının oğlu olan Hz aliyi çok küçük yaşlarda evine alıp, hz hatice annemizle birlikte ona en güzel evlatlık muamelesi yapmışlardır ta ki kendi kızları fatıma ile evleninceye kadar

halukgta 26.04.2008 11:53:40
Allah razı olsun Abdulhamit Bey. Sözleriniz ziyadesi ile beni memnun etti. Rabbim in koymadığı hatta düzene sokup izahlarda bulunduğu evlatlık konusuna, İslamda yoktur demek, hem doğanın hemde Allah ın kanunlarına ters düşer. Rabbim bizleri kuran yolundan ayırmaz inşallah.

eliflamra 26.04.2008 13:39:28
sanırım şurada hepimiz hemfikiriz;
Hz. Peygamber  yetimlerin himaye edilmesini, gerekiyorsa evlere alınıp yetiştirilmesini, haklarının titizlikle korunmasını istemiş
onlara nasıl davranmamız gerektiğini anlatan birçok ayet ve hadis var
yetimleri alıp onları islam üzerine faydalı insanlar olarak yetiştirmek en güzel amellerden
bir kimse isterse malından istediği kadar istediği kişlere bağışlayabilir(miras değil bağış)
ancak
hala tatmin olmadığım nokta mahremlik hususu
yani bir ana baba kendi evlatlarına ne kadar yaklaşıyorsa evlatlık olan çocuğada o oranda yaklaşabilir mi?
hz fatmanın tesettür konusundaki hassasiyetini biliyoruz
acaba hz fatma hz ali ile beraber büyürken tesettürünün sınırı neydi

bende berfin gibi anlatılanların koruyucu ailelik kapsamına girdiğini düşünüyorum
yani çocuğu alır himaye edersin yetiştirirsin ama evlatlık çocuk ile öz çocuğun hakları asla bir olmaz
ezher üniv hocalarının yorumlarına baktım
hadis anabilim dalı başk bu soruna süt annelik ile çözüm getirmiş
ama bu emzirme en az 5 kere olmalı
bikaç gün yokum daha sonra inşş marmara ilahyattaki hocaları ziyaret edip bu konuyu müzakere etmek istiyorum

esen 26.04.2008 13:44:54
benimde kafam karıştı net olarak namahremlik kısmını çözmüş değiliz ..
elifinde dediği gibi diğer kısımlar zaten olması gerekenler yani islamiyette koruyup gözetmenin  yetiştimenin v.s. gerekliliği var ama ya namahremlik??

ozanca 26.04.2008 13:47:01
Konuyu hayatında yaşayan biri konuşuyor ...
Kaç kardeşsiniz diye soranlara degişik cevapalr veririm ...
O anki ruh halime göre ...
Bazen 4 derim ..
Bazen 3 derim
Bazende 3,5 derim ...
Biri yandan çarklı ..
Teyzemlerde büyüyen bir erkek kardeşim daha var ..
Ben bildim bileli kardeşimdir ama ...
Asla saklanmadı onun kardeşim oldugu ..
Ne düşünür şu an onuda bilmem cunki aslada bu durum konuşulmadı ...
Miras hukuku konusuna gelince ..
Babacagızımın bir sözü var ...
Bir tek malı mulku bir evi var ..
Walla der benden bir şey beklemeyin ...
Ancak hepiniize birer oda bırakabilirim benden bu kadar ...
Sayıyorum sayıroum evin 4 odası var ....
Ben bunu bir miras olarak kabul etmişimdir hep ...
Bizim yandan çarklı iki taraftanda nasiplenecek ve bizden itiraz eden olursa kafasını kırarım ...
Eh buda bir bedel olsa gerek ..
Bunun mahsuru oldugunu düşünmedim ...
İnş. bu düşüncemde yanılmıyorumdur ..
Selamalr ...

halukgta 26.04.2008 15:09:37

Evlatlık konusu yavaş yavaş olgunlaşıyor, hatta tek noktada soru işareti kaldı sanırım. Önce şunu söylemeliyim ki bizler bize öğretilen geleneğin oldukça etkisinde kalmamızdandır ki bazı şeyleri anlamakta, kabul etmekte zorlanıyoruz. Ben bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz için kendi evlatlarımız arasındaki mahremlik konusunu örnek vermek istiyorum. Benim iki evladım var. Birisi kız 19 yaşında diğeri erkek 25 yaşında. Şimdi evlatlarımızın çocukluklarını düşünelim bir an. Eşim çocukların banyosunu küçükken en fazla 6–7 yaşlarına kadar yaptırmıştır sanırım ben öyle hatırlıyorum yanılmışsam Allah affetsin. Daha sonra ise kendileri buna izin vermemiştir zaten. Yaş konusunda yanılabilirim ama yazdığım yaşlara yakındır sanırım. Şimdi düşünelim bunlar bizim öz ve öz evlatlarımız, ama onlar bile küçük yaşlarda dahi Rabbim in verdiği bir duyguyla bazı şeylerini gizleme dürtüsüne sahipler, yaşları küçük olmasına rağmen. Şimdide evlatlık aldığımız çocukları düşünün, bunlarında kesinlikle o çocuk halleri ile hiçbir farkları yok öz evlatlarımızdan. Çocuklarım biraz daha büyümeye başladığında kızım ben ayrı bir odada kalmak istiyorum imalarına başladı yaklaşık 10–11 yaşlarında. Dikkat edin bunlar öz kardeş ama kendi aralarında Rabbim in verdiği dürtüyü görüyor musunuz, nasıl kontrollü ve istem dışı bir hareket. Hâlbuki bu bilgiyi ve düşünceyi daha biz vermemiş ve öğretmemiştik onlara, ama onlar yaradılışlarının özüyle hareket etmişlerdi o davranışları ile. Bizlerde artık zamanın geldiğini anlamış ve odalarını hemen ayırmıştık. Yine düşünelim hâlbuki onlar öz ve öz kardeştiler. Demek ki kardeş bile olsa Yaradan ın verdiği duygu onları buna itmişti. Bu durumda hiç birimiz şunu düşünmedik. Çocuklar ayrı odada kalıpta ne yapacaksınız, sizler kardeşsiniz hadi kalın yavrularım aynı odada, asla demedik. Yine aynı koşullarda ne oğlum nede kızım benim yanımda ya da annesinin yanında giyimi ve cinselliğini öne çıkaracak şekilde dikkatsiz davranmadı. Demek ki öz evladın dahi olsa bu konu zaten mevcut. Eliflamra ve Esen kardeşim bakın öz kardeşler arasında dahi dikkat edilmesi gereken bir konu namehremlik, demek ki evlat edinmiş bir çocukla da zaten olacaktır. Şimdi evlat edindiğin çocukla aranızdaki mesafeye gelelim. Yaradan dikkat edin bu konudan örnek dahi vermemiş, ama bunu size verdiği bir başka örnekle sınırlarını çizmiş, hatırlatmış. Gerçek evladınız gibi olmadığını izah etmiş. Ama dikkat edin evlatlığının boşadığı eşi ile evlenme örneğini veren yaradan, evlatlığı ile ilgili bir örnek vermekten özellikle kaçınmış. Bunu da ayetlerin arasına sıkıştırdığı bazı ikazlarla, ben sizlerin kalplerinizden geçenleri bilirim diyerek insanları frenlemiş ve dikkatini çekmiştir. Şimdi geriye dönüp tekrar düşünelim. Biraz önce verdiğim örneği hatırlayın kendi evlatlarımız dahi bizimle aramızdaki mahremiyete çok ama çok dikkat ederler. Neden dersiniz, hâlbuki bunlar bizim kanımızdan canımızdan değil mi? İşte arkadaşlarım Rabbim onlara bile öyle bir duygu vermiş ki bunun tersi olduğunda işin sapıklığa yöneleceğini insanın içine, benliğine sokmuştur. Hâlbuki bizler kendi canımızdan olan birisi arasında dahi geçen bir konuyu, evlatlık aldığımız kişiyle ayrı düşünerek konuyu doğru anlamamızı engelleyebiliyoruz. Buradan yola çıktığımızda evimize alacağımız evlatlıklar arasında da aynı duyguyla yaklaşarak onlarla aramızda bir mahremiyet zaten olacaktır. Çevremize baktığınızda evlatlık alıp yetiştirip onunla evlenen ona cinsel bir obje olarak bakan milyonda bir rastlarsınız. Çünkü Rabbim böyle bir duyguyu vermemiştir insanlara. Tabiata baktığınızda aynı cinsten olmayan hayvanların bile birbirine baktığını hatta emzirdiğini görürüz. Lütfen aklımızın ermediği bazı şeyleri çevremizdeki örneklerle, hatta tabiata bakarak anlamaya çalışalım derim. Hiçbir olay sebepsiz değildir, bizlere ibretlerle doludur. Bir konu eğer kuranda verilmeyip açık bırakıldıysa bunun karşısında olmak yerine nedenini araştırmak bence en doğrusu olur düşüncesindeyim. Yaradan yanlış bir şey olsa kesinlikle bahseder ve örneklerinide verirdi. Eğer kafanızdaki bu soru işaretini bir nebze olsun kaldırabildiysem ne mutlu bana. Tekrar söylüyorum anlayamadığımız ya da Rabbim in bahsetmediği konulara hemen karşı çıkmak ya da reddetmek yerine onu anlamaya, hem tabiata hem de insanlar arasındaki örneklere bakarak yorum yapmak en doğrusu sanırım. Rabbim bizlerle olsun inşallah. Saygılarımla    Halukgta

berfin 26.04.2008 15:22:38
sayın halukgta her ne kadar izleme kararı almış isem de bir noktada yanlış bakıyorsunuz gibi geliyor olaya... şimdi ben bir kız çocugu olarak babam ve erkek kardeşimin yanında rahat davranabiliyorum, onlara dokunmama da ya da onların yanında diğer mahrem erkeklere oranla tesettürüme dikkat etmişyorum... bu benim evimin getirdiği ve rabbimin bana mahremim yanında kullanabileceğimm rahatlığımın bir sonucudur... bakın aynı şeyden bahsediyoruz ama siz kalıpları yanlış değerlendiriyorsunuz...

koruyu aileleikten kastım sizin anladıgınızdan çok farklı değil... ki o zaman bütün aile bireyleri bu ölçülere dikkat ederek eve alınan yetimi büyüteceklerdir... ölçülere dikkat edildiği için de bir sorun yaşanmayacaktır... ve bizim toplumumuz buna yanlış bakmıyor zaten.... babası ölen bir çocuk amcasının yanında yatişiyor... ama ergenlik çağına geldiğinde yengesi ya da kızları varsa o kişiye diğer erkeklerden farklı olmayacak şekilde dikkat gösteriyorlar ve titizlikle davranılıyor... ama siz şunu derseniz; evlatlık öz evlat gibidir... buna karsıyım... ben babamın yanında başı açık durabilirim ama evlatlık olsam bir sınır olmak zorunda... ya da el öpmek dahil dokunma hususunda çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum....yoksa yetimin korunup gözetmesi noktasında hemfikiriz....

bu arada elif.. tesekkür ederim... en azından birilerinin anlatmak istediğimi anlaması güzel... motive oluyor insan...

halukgta 26.04.2008 15:33:15
  Berfin kardeşim yazımın başında şöyle bir çümle kullanmıştım hatırlarsınız.( Önce şunu söylemeliyim ki bizler bize öğretilen geleneğin oldukça etkisinde kalmamızdandır ki bazı şeyleri anlamakta, kabul etmekte zorlanıyoruz.) İşte bende bunlardan bahsetmiştim zaten. Eğer siz saçın görünmesini namehrem olarak görürseniz ve bunu iffetli olmanın bir şartı sayarsanız, bir erkeğin elini sıkmak sizin mahremiyetinize zarar veriyorsa söylediğim tüm sözlerin hiçbir önemi yok demektir. Bu durumdan yani bu sözlerinizden sonra başka sözüm yok arkadaşım. Lütfen düşünün saçın görünmemesi 20 yıl öncesinde söz konusu bile değildi. Diğer islam ülkelerinide düşünün acaba birileri bize ne yapmak sitiyor. Dilerim Rabbimden Kuranı ve ayetlerini gerektiği gibi anlayan kulları arasında oluruz. SAYGILARIMLA


Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6